Yavaş Şehrin Hızlı Fırsatçıları

 

Geçmiş olsun dostlarım…

Bulunduğum yerde ayaklarımın altı kupkuru ama boğazıma kadar sırılsıklam hissediyorum kendimi inanın… Çamurlu suyun her damlası canımı acıttı, zarar gören her adres bizzat benim evimdi…

Uzakta olduğum için çabalarınıza katılamadım.  Bir kova su da ben atamadım…

Çok üzgünüm…

 

Olsun… Seferihisar bu güne kadar birçok afet yaşadı ve hepsini de kazasız belasız atlattı çok şükür… Bunu da atlatacak, yaralarını saracaktır eminim… Yeter ki tek bir hemşerimizin canına zarar gelmesin… Yüce gönüllü Seferihisarlılar, bırakın kendi canını, yüzlerce depremzedenin yaralarını bile kolayca sarmayı bilmişti… Sizlerle gurur duyuyorum bu yüzden… Bulunduğum her yerde anlatıp duruyorum yaptıklarınızı…

 

Çok üzgünüm… Yerküreyi hoyratça kullandığımız için doğanın verdiği acımasız yanıttan bizim payımıza düşenle yüzleşmek zorunda kalmamıza… Dünya’nın her yerinde meydana gelen anormalliklerin bizlere de ulaşmasına… İnsanoğlunun aymazlığı nedeni ile kronikleşen çevre sorunları, elbette Türkiye’nin de birçok yerinde hissedilecekti ve Seferihisar’ımız da payına düşeni aldı maalesef…

 

Birçok ülkenin birincil sorunlarının, iklimdeki anormallikler olduğunun bilinci ile çare aramaya koyuldukları bu dönemde hızlı fırsatçıların tuhaf yorumlarını duydukça daha da üzülüyorum…

Nasıl üzülmeyeyim ki!..  Varşova’daki küresel iklim zirvesini ciddiye almayan bir devlet anlayışına rağmen, sorunun farkında olan bir  İlçe Belediye Başkanının acımasızca eleştirildiğine şahit oluyorum!..  ‘Doğa Okulu’ projesi neden yapılmaya çalışılıyor sanıyorsunuz a dostlar! Sevgili Tarkan vergiden düşsün, Tunç Soyer kariyer yapsın, Doğa Derneği kendini tanıtsın diye mi!…

 

Yavaş Şehir projesinin peşine düşmemizin nedeni, sadece turizm mi sanıyorsunuz… Dünya çapındaki açgözlülerin tam gaz gittiği yanlış yoldaki hızı, dizginlenemez rant iştahımız ve hızlı fırsatçılarımızın azgın taleplerini  nasıl yavaşlatabilirdik ki!.. Hızlı fırsatçılığın Dünya’yı ve elbette ülkemizi ve nihayet Seferihisar’ımızı getireceği sonuç işte bu durum değil mi !?… Yüzleşmek durumunda kaldığımız küresel sorunun bu yansımasını adam gibi tahlil etmek gerekmez mi!?..

 

Japonya’yı yerle bir eden depremin, tüm insanlığa kattığı en önemli değer, bu beklenmedik felaket karşısında binlerce insanın hayatlarını yitirmesine rağmen gösterdikleri dayanışma ve birlik-beraberlik duygusudur… Bize medeni olmanın en güzel örneklerini yaşattılar o acılar içindeki çabaları ile… Seferihisar’ı bu olgunlukta hayal edenler, onu bu olgunluk seviyesine getirme amacı güdenler hiç kuşkusuz Seferihisar’ı gerçekten de çok sevenlerdir!…

 

Sokaklarımızın, evlerimizin, işyerlerimizin sular altında kalmış görüntülerine öyle çok üzülüyorum ki… Dünya’nın dört bir yanında meydana gelen, iklimsel değişiklikten kaynaklı felaketlerde evini, bahçesini, işyerini hatta hayatlarını kaybeden insanlara öyle üzülüyorum ki… Dünya Devletleri’nin birçoğunun, giderek kontrol edilemez seviyelere ulaşan ve insanoğlu için hayati seviyelere ulaşan çevre sorunlarına duyarsız kalmalarına öylesine kahroluyorum ki!…

 

Ama en çok neye üzülüyorum biliyor musunuz:

Küresel felaketlerden siyasi rant devşirmek isteyen hızlı fırsatçıların varlığına ve zavallılıklarına!…

 

Gökhan Yerlikaya

1477928_670233966344421_1484270571_n

  Udtiratlila . Fitlinunasan

2 YORUMLAR

  1. Her yıl yağan yağmurdan farkı yoktu geçen gün yağan yağmurun,sizin dramatize etmenizi anlıyorum sonuçta desteklendiğiniz kişileri kAleminizle koruma mecburiyetiniz var. Diğer taraftan maalesef birçok dükkan ve evi su basmış vatandaşlarımız mağdur olmuştur ama bu mağduruyetin sebebi sadece yağan yağmur değil.Günümüz şartlarında bu felaketlerin verebileceği zararlar en aza indirilebilir.Tabi birileri ilgileniyor olsa.Kanallar zamanında ve itinayla temizlenmiş olsa,ilgili kurumlar ve amirleri görevlerini takip etse ve olası felaketleri engeleyebilme adına projeler üretebilseler.Evet sayın Yerlikaya 4,5 senedir doğa okulu dahil adına icrrat dedikleri ama benim günlük yaşantıma herhangi bir kolaylık sağlamamış entelektüel girişimlerin tamamı belediyenin tüm imkanları seferber edilerek Tunç Soyer kariyer yapsın diye hayata geçirilmeye çalışılmıştır.Varşova da küresel iklim zirvesine ülkemiz adına yetkili makamların duyarlılık göstermesi gerekir ama Seferihisar ilçesinin belediye başkanın görevi ilçesindeki sorunlara öncelikle duyarlılık göstermek ,eminim adnan menderes dış hatları terminalindeki personel Seferihisar da yaşayan birçok insandan çok daha fazla görmüştür Seferihisar belediye başkanını.Böyle belediye başkanlığı olmaz.İlçemizde belediye başkanlığını kendine araç değil amaç gören isimlere ihtiyacımız var.Sayın Soyer yeterince araç olarak gördü.Kendisine partisinden brükselde bir görev versinler oda rahat etsin bizlerde.

    Ülke : TÜRKİYE
    Bölge/Şehir : ANKARA / ANKARA
    IP : 85.100.251.182
    HOST : 85.100.251.182.dynamic.ttnet.com.tr

    • Merhabalar…
      Adınızı belirtmediğiniz için size nasıl hitap edeceğimi bilemediğim için bağışlayın…
      Yazıya tepki gösterdiğiniz ve fikirlerinizi benimle paylaştığınız için de teşekkür ederim.

      Kimseyi koruma derdinde olmadığımı ve sanırım Sayın Soyer’in de benim korumama ihtiyaç duymayacağının altını çizerek başlayayım… Yüreğimin acısı ile olan biteni uzaktan web sayfalarında izlerken rastladığım ve bir türlü anlam veremediğim eleştiri yazıları beni gerçekten de çok üzdü… Yazının tek sebebi budur…

      Bahsettiğiniz konularda şikayetçi olmanız son derece normal. Eleştirilerinize de kimse hiç bir söz söyleyemez… Sayın Soyer dışında… Benim üstünde durduğum konu şudur ki; dakikada metrekareye 96 kg yağış düştüğünde kapasitesi belirli bir altyapının ne yapması beklenir!? Bunu sayın Soyer’e maletmek haksızlık olmuyor mu?… Bence tam tersi, afet boyutunda olmayan bir yağışta oluşan sel durumu olsaydı ben de sizinle aynı fikirde olabilirdim…

      Başka bir üzücü durum da, başımıza hazır bir felaket gelmişken “başkanın koltuğunu sallayalım” mantığı ile eleştirmeye çalışmak… Biz böylesine acımasız bir toplum muyuz! Hiç olmazsa afeti atlatana kadar olsun bekleyemedik mi!?.. Su basan her alan bizzat bizim saydığımız yerler değil mi!.. Canımızın acısını siyasete tahvil etmeye kalkmak için bu kadar mı gaddarız!?..

      Her neyse… Yazının amacı hakkaniyet seviyesinden bir adım önde yada arkada kalmamak özeni ile yazılmış, genel olarak, yaşanılan afetin karşısında güçlü ve bir olarak durmamız gerektiğini ortaya koymaktı… Tunç Soyer kariyerinin peşinde olabilir ama bu beni zerre kadar ilgilendirmez… Bu konudaki eleştiriyi lütfen kendisine yapınız… Ancak tamamen taktir duyguları ile izlediğim, (kendi kariyeri için yapıyor olsa bile) memleketimizi Dünya çapında saygın bir yere ulaştırma çabaları ile gurur duymadan edemiyorum. İlçeyi ihmal ediyor duygusu böyle bir afet durumu ile açıklanamaz diye düşünüyorum. Bu anlamda başkaca sıkıntıların varlığı söz konusu ise bir vatandaş olarak elbette şikayetçi hatta kendisinden davacı bile olabilirsiniz. Kendisinin, bir sebep gösteremeyeceği her türlü ihmale karşı sizinle aynı cephede olacağımdan da kuşkunuz olmasın… Yeter ki birazcık daha iyi niyetli olabilelim…

      Sevgi ve saygılarımla…

      heykeltraş Gökhan YERLİKAYA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.