Sümeyye Erdoğan’a İLK ve SON MEKTUP

 

06:45

 

Kardeşim;

İçinde senin de olduğun bir rüyanın etkisinden sıyrılamadan sana bu yazıyı yazıyorum…

 

Kaf Dağı’nın ardında, ulaşılamaz bir sarayın altın odalarında değil de halkın içinde ve onun sevgisi ile yaşanabildiğin bir ortamda olabilseydiniz, sana bu rüyamı ve bana düşündürdüklerini, özel, özenli ve kimseye duyurmadan iletme nezaketini gösterebilirdim !.. Üzgünüm…

 

Şimdi, bu mektubu Kaf Dağı’nın ardına duyurabilmek için tüm dostlarımın ve düşmanlarımın da yardımıyla, çoğaltıp paylaşmasıyla ancak ulaştırabileceğimi biliyorum… Bu yüzden, özel olması gereken bu  mektubu kamuya açık postalamam nedeni ile ‘özür’ dileyemiyorum !..

 

Rüyamda, tüm yaşanan olayların bizleri ve yurdumuzu getirdiği durum karşısında dehşete düşüp paniklediğini, çaresizlik içinde bocaladığını ve bir yol, bir yöntem bulup kendini ve aileni, bu kaostan, bu kâbustan, bu karabasandan kurtarmak için çırpındığını görerek üzüntü ve fakat şefkatle sarsıldığımı hatırlıyorum… Bu şefkat ve üzüntünün kaynağı ise, bana seninle şefkatli bir şekilde konuşmam gerektiğini söyleyen yaşlı bir bilge… Tüm olan biten nedenlere bağlı olarak, sana ve ailene karşı muhalif ve hatta büyük bir kızgınlık duymama rağmen,  ilk kez gerçekten de bu kadar sakin ve şefkatle yazabiliyor, doğrusu buna da çok şaşıyorum…

Bu mektubu ve sana karşı kullanabildiğim bu yumuşak üslubu işte o yaşlı bilgeye borçluyuz!..

 

Sen, büyük bir odanın içinde, telaş, endişe ve çaresizlik içinde, etrafındaki adamlardan hiçbir tepki alamadan sorular yağdırıp çözüm arayan sözler savuruyor, sorular soruyorsun… Bir oraya, bir buraya hızlı adımlarla yürüyüp, çevrendekilerin yere bakan çaresiz ve utanç içindeki yüzlerinden faydalı bir cevap almaya çalıştıkça, daha da öfkeleniyor ve telaşlanıyorsun…

 

Kendimi birden o ortamın içinde, büyük bir masanın, sana göre arka ucunda, sağ dizimi yere koyup çökerek sesleniyorum :

 

-Hanımefendi !

 

O sırada benden uzaklaşıyor konumda ve sırtın bana dönükken, geri dönüp o odada sana cevap verebilen tek sese doğru hızla koşuyor, büyük bir ilgi ve dikkatle söylediklerimi dinliyorsun…

 

Sana yaşlı bilgenin öğütlerini sıralıyorum… Bittiğinde, hemen harekete geçmek ve bu sözleri yerine getirmek için davranıyorsun  ama her seferinde, sağ dizimin üstünde çökmüş olarak sana tekrar sesleniyorum :

 

-Hanımefendi !

 

Tam üç kez yaşanıyor bu durum…

 

Ve üçüncüden sonra dehşet içinde uyanıp kendime geldikten sonra sana bu mektubu yazmaya karar verdim…

Rüyamın ve sana yazmak isteyişimin sebebi, yaşlı bilgenin seni muhatap almamı istemesi ve bunu büyük bir nezaketle yapmamı istemesiydi…

İtiraf ediyorum, sana karşı ilk kez bu kadar olumlu ve şefkatli bir duyumsama içindeyim !.. Bu yazıyı babana yazmak isterdim aslında ama dediğim gibi… Sen ve ben yaşlı bilgenin muhatap aldığı ikiliyiz… Sebebini ben de bilmiyorum !..

 

Rüyam bu kadar… Şimdi yazacaklarım, rüyamda sana sıraladığım sözlerdir kardeşim…

Rüyamda büyük bir ilgi ve dikkatle dinliyordun… Umarım böyle olur ve derhal harekete geçmek için acele edersin !..

 

 

 

 

 

 

Hanımefendi!..

 

*Ters istikamete yürüyorsun… Geri dön…

*Pusulanı ‘huzur’a ayarla… Doğruyu ‘huzur’la test et.

*Sen yönettin, senden gayrı yönetebilenin olmadığını bilerek ! Hazmet…

*Bilgin kadar değil, kinin kadarsın ! Terket…

*Acın sana bilerek verildi ! Affet…

*Aklın sana bilerek verildi ! Sevket…

 

Hanımefendi!

 

*Bilgi ışığın olmalı…

*Işığı bilecek bilgin olmalı…

*Bilgi, en üstün kaynaktan gelmeli…

*Bilgiyi sevgi ile yoğurmalı…

*Sınırın sevgi ile taşmalı…

*Maddeyi terkedip, manaya tapmalı…

 

Hanımefendi!

 

*Dünya’da bilgi; ON ise,

*Bu ‘ON’un, bizdeki ÜÇ’ü ise,

*ÜÇ’ü bilenler, var iken yok ise,

*”Bildim” diyenler çok ise,

*Hak kodeste, batıl hüküm ise,

*Sulh kararmış, zulm ak ise,

*Hain refahta, dostun sefalette ise,

*Düşmanların azıtmış, orduların kör ise,

 

*Kendinin bilgiye emanet et hemen, oyalanmadan…

*Bilgiyi köle değil, başına taç yapman gerek…

*Özgürlük ver, en derine tıktıklarına…

*Bilgiyi, Fizan’da olsa bulup yakala…

*Seni ençok kullanan; bil ki en yakın yalaka…

*On bilginin onu da düşmanda !

*Seni bu duruma düşürenlerden sakın dost arama !

*Bir divane rüya görmüş, sakın yabana atma !

*Bilginin ON’una sahip olanlar, hepsine sahip olurlar…

*Bilgiden sapmışı ortada oynatırlar!

*Madde ile kandırıp, değerler çalarlar !

*Sen uyanma diye, kibrine afyon koyarlar !

*Sayende güçlenip, kibrinde seni boğarlar !

*’Akıl’dır; uyanıp yorumlamak,

*’Yordam’dır çare üretmek !..

*Aramak gerekir ilk önce,

*’Çare’; aramakta gizlidir…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dikkat bu mektubu sana iletmemi engellerlerdi !..

 

gökhan

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.