Siyasete Döneceğim, Az Kaldı…

SAMSUNG CSC

Eski ilçe başkanından çok konuşulacak röportaj…

Seferihisar siyasetindeki önemli isimlerden biri. AKP’nin ilçedeki oylarını 36’lara taşıyan Eski İlçe Başkanı Ümit Cingöz. 17-25 Aralık sürecinde partisinden istifa eden Cingöz, 7 Haziran’da %25’e düşen AKP oylarına, neden istifa ettiğine, bugünün seçim sonuçlarına, Türkiye’nin geleceği ve Seferihisar siyasetine, Seferihisar AKP’nin 7 Haziran’da yaşadığı acı seçim mağlubiyetine yönelik sorduğumuz tüm sorulara ilginç cevaplar verdi.

-AK PARTİ AKP’LİLEŞTİ!

– 11 YIL BOYUNCA ALDATILMIŞIZ!

– DOLMABAHÇE’DE ÖCALAN’IN MEKTUBUNU OKUYANLAR, İNSANLARIN AKLIYLA ALAY ETMESİN!

– BEN BAZILARI GİBİ EN GÜÇLÜ ZAMANINDA AKP’YE GELMEDİM!

– SONUÇLAR ORTADA, SEFERİHİSAR’DA AKP ERİDİ!

–  İZMİR’DE EN ÇOK OY KAYBEDEN İLÇELERDEN BİRİ SEFERİHİSAR!

-SİYASETE DÖNECEĞİM, AZ KALDI…

Bir solukta okuyacağınız ve çok ses getirecek işte o röportaj:

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ilk kurulduğu yıllarda, ilçede kurucu üye olarak görev aldınız. Ardından ilçe başkanlığı yaptınız. AKP’nin ilçedeki oylarını  %36 kadar yükseltmeyi başardınız? 2014 Aralık ayında da partiden ayrıldınız? AKP’nin ilk kurulduğu günden istifanıza kadar neler değişti?

Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye’de ilkelerin partisi, toplumdaki beklentilerin karşılığı olan bir ruhla kuruldu. Ak Parti’yi doğru tanımlamak lazım. O günün sorunlarını iyi takip etmiş, buna cevap vermeyi başaracak bir ruhla yola başlandı. Bunlar Avrupa Birliği reformları, özgürlükler, yolsuzlukla mücadele gibi konulardı. Bu ilkeler doğrusunda kadrosunu belirlemiş, kurucuları dört önemli isim Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener’dir. Bu ana iskeletle birlikte Türkiye’nin dört bir yanında daha adı bile konmadan teşkilatları oluşmuş büyük bir yapıdır. Böylelikle bir gönül, millet hareketi haline dönüştü. İlk 10 yıllık iktidarda da çok ciddi anlamda demokratikleşme, Avrupa Birliği ve özgürlükler konusunda mesafe kat edildi. Yine milletin temel ihtiyaçları olan ulaşım, sağlık, eğitim gibi konularda da birçok reform gerçekleştirildi. Buna karşılık olarak halk da sürekli oyunu arttırarak tekrar seçilmelerini sağladı, ta ki 2015 Haziran’a kadar.

AK PARTİ AKP’LİLEŞTİ

Sonrasında bir süreç başladı Ak Parti’de. Biz gittiğimiz her yerde insanlarımıza şunu anlatırdık. Türkiye tarihi boyunca ciddi darbelerle karşılaşmış. Darbe, Türkiye’nin en büyük gerçeklerinden bir tanesi. Darbe ve vesayetler hep olmuştur bu ülkede. Ak Parti’nin bu vesayetlere karşı çok ciddi duruşu oldu. O süreçte bir kapatma davası, bir 27 Nisan muhtırası yayınlandı. Darbe planlarından bahsedilen Balyoz ve Ergenekon davaları yaşandı. Bizde 11 yıl boyunca gittiğimiz her yerde insanlara vesayetle mücadele ediyoruz dedik. Ama ne olduysa birden bire bir “kumpas” lafı icat edildi ve bunun üzerine yeni bir yapı inşa edildi. Ben buna Ak Parti’nin AKP’lileşmesi diyorum. İş farklı yere gitmeye başladı. Bizim 11 yıl boyunca anlattıklarımızın gerçek olmadığının anlanmaya başlandığı ,  biz aslında vesayetle filan mücadele etmiyormuşuz gibi bir durum ortaya çıkmaya başladı.

 

11 YIL BOYUNCA ALDATILMIŞIZ

11 yıl boyunca yapıldığı zannettiğimiz işler üzerine, birdenbire bir yolsuzluk davasıyla hepsinin yalan olduğu ortaya çıktı. Biz 11 yıl boyunca aldatılmışız. Şimdi bakıyorsunuz tutarlı politikalar konusunda ciddi sıkıntılar var, tutarlılık yok. Çok üzücü bir şekilde kurucu üyelerden biri olarak bu gelinen noktaya çok üzüldüm. Kendi yaptıklarını, ruhunu inkar eder bir oluşumda artık yer almamaya karar verdim. Çok basit bir örnek daha var, milletvekilleri lojmanda oturmasın kirada otursun oraları TOKİ yapalım söylemlerinden Saray yapılacak boyuta geldi iş.  Ülkenin itibarı saraylara bağlanmaya başlandı.

Bugün geldiğimiz nokta sizce bir koltuk zehirlenmesi mi, yoksa planlanmış yeni uygulamaya sokulan bir plan mı?  

Son 3 yılda bazı kaymalar, zıtlaşmalar oldu. Bunun adına güç zehirlenmesi koltuk zehirlenmesi ne derseniz deyin. ABD’deki modele baktığınız zaman kimse iki dönemden fazla görevde kalamıyor. Bunun fazlası da Türkiye’ye fazla. Kanunla belirlenmeli kimse 2 veya 3 dönemden fazla koltukta oturamamalı. İstikrar için kişiler önemli değil, sistem önemli. Sistem, kişilerin üzerine kurulmamalı. Bizde maalesef çok kişiye bağlı hale gelindi. Bu bağlılık olunca o kişinin hataları da görülmemeye başlandı. İnsanlar bir süre sonra yıpranır ve hata yapmaya başlar. Bu hataları birileri de dışarıda kullanmaya, günü geldiğinde de size tuzak kurmaya başlarlar. Türkiye’de yaşanan budur. Ülkemiz bu konuda kendiyle yüzleşmelidir.

 

Çözüm süreciyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Bugün çözüm süreci denilen bir gerçek var karşımızda. Aslında bu süreçte kimin ne dediğini kimse anlamış değil. Genelkurmay başkanının bir açıklaması var onun dışında çözüm süreci toplumun anlamadığı sadece hükümete güvenden kaynaklı herkesin eyvallah dediği bir süreç. Toplumu rahatsız eden şeyler var. Nedir bunlar? Artık İmralı’nın devlette sözü geçen bir noktaya getirilmiş olması.  Bakıldığında HDP’deki oy oranını herkes bir yere yıkmaya çalışıyor ama bunda bir şey aranmamalı. Siz bu süreci normalleştirirseniz Kürtler de bu kişileri kendilerine lider kabul ederler ve sandıkta oylarını onlardan yana kullanırlar. Sonra da HDP bu oyu nasıl aldı diye sorarsınız. HDP’deki oy artışı çok basit; Ak Partiye oy veren Kürtler artık HDP’ye oy vermişler. Bunun matematiğini yapmaya gerek yok, tablo çok açık. Burada çözüm sürecindeki Ak Parti’nin politikalarından, hatalarından bir muhasebe yapıp çözümünü de ona göre bulması lazım.

Seçim Sürecinde Ak Partinin HDP ile ilgili yorumlarını samimi buluyor musunuz?

Kesinlikle bulmuyorum.  Dolmabahçe’de Öcalan’ın mektubunu okuyanlar HDP barajı geçerse çözüm süreci biter dediler! Böyle bir şey olabilir mi? Bu insanların aklıyla alay etmektir. Samimiyetsiz bir yaklaşımdır. Bugün sadece gelinen noktada durumu kurtarıp iktidarı sürdürmek maksatlı söylenmiş söylemlerdir bunlar.

Gezi parkı, Cemaat-AKP kavgası gibi olaylar yaşandı ve sonrasında 2015 seçimlerine gelindi. Bu olaylar AKP’yi nasıl etkiledi?

Bu olaylar Türkiye’de ciddi bir depresyona yol açtı. Bunlara Ergenekon sürecini de katmak lazım. O dönem CHP Ergenekon’un avukatıyım, polisler kumpas kuruyor noktasındaydı. Şu anda Ak Parti o noktada. Toplumda ciddi bir bilgi kirliliği var. Neyin gerçek neyin doğru olduğu konusunda herkeste bir soru işareti var. Aslında Türkiye’nin önce bu gerçeklerle yüzleşmesi lazım. Türkiye’nin samimi olanı, garibanın parasını heba ettirmeyeni, cesur bir duruş sergileyeni, Alevisi, Kürdü,  solcusu, sağcısı, cemaatçisi hepsini doğru okuyup doğru değerlendirmesi lazım. Ak partinin burada en büyük kırılması olaylarda bir travma sonrası hem tabanda hem tavanda ne oluyoruz, nereye gidiyoruz sorgulaması yapamadan hızlı bir süreç yaşaması ve hala bu trafiğin devam ediyor olmasıdır. İnsanlar ne söylendiğinden daha çok kim söylüyor ona bakıyor. En büyük yanılma da bu. Türkiye’de herkes bir şekilde gerçeklerle yüz yüze gelecek. Her şey ortaya çıkacaktır. Ak parti bir travma yaşıyor, atlatacaklarını da düşünmüyorum.

 

Sizin istifanız 17-25 Aralık operasyonuna denk geliyor. Belki de milletvekili olabilecekken neden istifa ettiniz?

Ben teşkilat kültürüyle büyüdüm. AK Partiye daha 23-24 yaşında girmiş bir insanım ve o dönemde partinin teşkilatta adı yoktu. Aynı dönemde Ak Parti İzmir ve Seferihisar’da insan potansiyeli bulma konusunda ciddi sıkıntıları olan bir partiydi. İktidar olmadan önce ben bu partiye sahip çıkanlardanım. Bu yönden bakmak lazım. İstifa ettiğim de ise Ak Parti Türkiye deki en güçlü dönemini yaşıyordu. Buradan bakıldığında insanların konuyu doğru değerlendirmesi lazım. Benim güçlüden yana olmak gibi bir tavrım hiç olmadı. En güçlü döneminde ben bu partiye geleyim demedim bazı insanlar gibi! Haksızlığa uğrayanın, mağdur ya da haklının yanında olmaya çalıştım. İstifamın aday adaylığı süreciyle hiç bir ilgisi yok. Başka bir arkadaş aday adayı yapıldı diye istifa etmem gibi durum söz konusu olamaz. Ak Partiye olan inancımda sıkıntım olduğu için Ak Parti’den ayrıldım. Ben Ak Parti’yle aynı yöne bakmadığımı anladım. Bunu her yerde parti içinde de açık yüreklilikle dile getirmiş bir insanım. Bu noktada aslında istifamın geç olduğu doğrudur, bunun nedeni de yola çıktığım insanlara olan saygımdır. Belki de çok daha önceden istifa edebilirdim. İstifamın ardından, partinin en yüksek kademelerinden en altına kadar defalarca da geri dönmem için çağrılar yapıldı, kabul etmedim.

Genel siyasete bakacak olursak Türkiye geçtiğimiz günlerde milletvekili seçimlerini yaşadı.  13 yıl boyunca oyunu arttırarak yol alan ve iktidar olan Ak parti iktidarı kaybetti. Bu konuya dair yorumlarınız nelerdir?

Türkiye’nin görüşü çok açık. AK Parti’nin kurucu ruhu, bir takım travmalardan sonra başkalaştı. Toplum bunu görmeye ve reaksiyon göstermeye başladı. Bu olay ilk değildir Türk siyasetinde. Geçmişte dün dündür, bugün bugündür denilen bir olayımız vardır, bu olanlar çok benzemeye başladı. Çözüm sürecinde yapılan yanlışlardan dolayı HDP Kürt halkının tek temsilcisi haline geldi. Bu noktada Türkiye’de nasıl tek partinin olmasını istemiyorsak Kürt kardeşlerimizin de tek bir partinin hegemonyası altında olmasını istemiyoruz. Demokratik anlamda bu durum CHP’nin de başarısızlığıdır, MHP’ninde, AK Parti’nin de çözüm sürecindeki başarısızlığıdır. Bu Türkiye’de ciddi sıkıntılar doğuracaktır geleceğe dönük.  Türkiye’deki partilerin toplumun her kesiminden oy alabilmesi lazım. Ak Parti bunu başarıyordu ama şu anda başaramadığı için Güneydoğu’da terk edildi. Oy alsa da geçmişe oranla ciddi bir kayıp var. Türkiye açısından en önemli sonucu benim açımdan o bölgenin tek bir partiye terk edilmiş olması. Yine bakıldığında %60’lık bir dilim milli irade Ak Parti’nin politikalarını onaylamıyor. Meseleleri doğru okumak lazım. Yolsuzluğu milli irade akladı derseniz birileri de der ki; milli irade senin karşında! Bu durum milli irade sizin karşınızda diye okunabilir. Fakat buradan sağlıklı bir hükümet çıkacağı kanaatinde değilim.

Seçim sonuçlarından ne çıkarılabilir?

Olması gereken şu; Türk milleti bir değişimi bekliyor. Bu noktada bir değişimin olması lazım. Bu süreçte muhalefet partilerinin yaklaşımlarını göreceğiz. Bu süreçteki yaklaşımları bir sonraki seçimdeki akıbetlerini belirleyecek bana göre. Umut ediyorum ki ülke adına sağlıklı bir hükümet çıkar bu süreçten. Şu duruma bakıldığında Türkiye’nin etrafında savaş var. Kim ne derse desin ekonomi iyi değil, kırılgan bir durumdayız. Bu nedenle Türkiye’nin sağlıklı bir koalisyon hükümetine ihtiyacı var.

4 BAKAN BÜYÜK YARADIR, YARGILANMALILAR

Toplum hükümetten o 4 yüzü istiyor. Yani O 4 Bakan yargılansın istiyorlar. O 4 Bakanın yargılanması lazım.   Başlarda yaptıkları başarılı icraatlardan dolayı hala seçmen hala desteğini sürdürüyor ama içinde o 4 yüz yara. Ak Partiyi o yara kemirir. Bunların aciliyetle yargılanması lazım. Burada seçmen görevi 4 siyasi partiye verdi. Bu meseleyi nasıl değerlendireceklerini göreceğiz.  Benim gördüğüm bir nokta da artık millet yeni bir siyasi yaklaşım istiyor. Bu tablo açıkça bunu söylüyor. Toplumda inandırıcılıkta sıkıntı var.

Bu seçimde cumhurbaşkanının seçim meydanlarına inmesinin AKP’ye  etkileri sizce ne oldu?

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan siyasete dönmez fakat sahalara inmesinin verimsiz olduğunu düşünüyorum. Bunu sonuçlar söylüyor. Bu noktada Türkiye’nin bir rahatsızlığı vardır. Bir yıl önce Cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı %52’nin ardından 7 Haziran sonuçlarının bunun etkisi olma ihtimali yüksek.

 

Başkanlık hayali bitti mi sizce?

O konu çoktan kapandı…

Seferihisar’da AK partide sizin ilçe başkanlığınız döneminde sürekli artan bir oy potansiyeli vardı. Sizden sonra ise AK Partinin kaybını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rakamlar çok açık, gerçeği söylüyor. Üye sayısı olarak bizim dönemimizde ciddi bir ivme yakalandı. Oy oranlarında çok net bir veri var. Bugün ise seçimlerde Ak Parti İzmir’de oyunu en çok düşüren ilçelerden biri Seferihisar. Sonuçlar ortada, Seferihisar’da Ak Parti ciddi bir erime yaşamış. CHP bir yükseliş  içerisinde. Bu çok gerçek bir oy artışı. AK Parti bu kadar düşüyorken CHP yükseliyorsa şapkayı bir önüne alıp düşünmek lazım. Demek ki bir şeylere bir reaksiyon var. Tabloyu okuması gerekenler mevcut görevde.  Tavsiyem düşünsünler, topluma karşı yeni duruşlar geliştirip o güveni yeniden kazanmaya çalışsınlar.

AK parti ilçe teşkilatında bölünmeler olduğu söyleniyor. Bir grup mevcut ilçe başkanının görevinden istifa etmesi gerektiğini söylüyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Mevcut ilçe başkanı görevine devam etmeli çünkü bazı şeyler zamanla oluyor.

Aynı düşüş sizin döneminizde olsaydı ne yapardınız?

Ben bırakırdım açıkçası. Fakat arkadaş göreve geleli çok kısa bir süre oldu. Bence bu yüzden devam etmeli.

Ümit Cingöz bundan sonra ne yapar?

Şu anda aktif siyasette yokum. Biraz dinlenmeye ihtiyacım var. Fakat 6 ay sonra tekrar aktif olarak siyasete geri döneceğim. Mutlaka siyasetin içerisinde olacağım. Parti adı veya görev şu an zikretmek istemiyorum.

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.