Herkes Kendi Kapısının Önünü Süpürmeli

Yerel seçim üzerinden geçen 1 yıldan fazla zaman sonra, tekrar merhaba. Haziran ayında gerçekleşecek genel seçimin Seferihisar analizini yapmaya çalışacağım. Tabi ki ülke genelinde ortaya çıkacak tablo hepimizi etkileyeceğinden önemli, fakat tüm yurdu tahlil edecek kadar hem veriye sahip değilim, hem hevesim de yok. Ne demişler; “Herkes kendi kapısının önünü süpürmeli”.

Geçmiş seçim sonuçlarını önümüze alalım öncelikle; 2011 genel seçimlerinde % 43.2 CHP, % 36.2 AKP, % 15.1 MHP ve % 5.5 diğer; 2014 yerel seçimlerinde % 52.2 CHP, %39.3 AKP ve % 8.5 diğer. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise; CHP ve MHP’nin çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’na % 63.3, AKP adayı olarak Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’a % 30.5 ve HDP adayı Selahattin Demirtaş’a ise % 6.2 oy çıktığını görüyoruz.

Tunç Soyer önderliğinde başlatılan Cittaslow hareketi ve tanıtım atağının etkisiyle her geçen gün Seferihisar’ın yoğun olarak göç almaya devam ettiği bir gerçek, bu seçmenlerin ağırlıkla CHP seçmeni olduğu ve 2015 Haziran seçimleri açısından ibreyi CHP’ye kaydırdığı da ortada. Buna Belediye Başkanı Tunç Soyer liderliğinde vücut bulan başarılı yerel yönetimin katkısını ve yurt genelinde CHP’nin oylarında –az da olsa- görülen artışı eklersek, CHP’nin 2011 genel seçimlerinde % 43.2 aldığı Seferihisar’da oylarını biraz yükselterek % 45 civarında bir oya ulaşacağını umuyorum.

2011 genel seçimlerinde %36.2 olan oyunu ilçe siyasetinde önemli bir figür olan başkan adayı Hamit Nişancı’ya rağmen 2014 yerel seçimlerinde ancak % 39.3’e çıkarabilen AKP’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde –her ne kadar kendini o tarihte ilçe başkanlığına hazırlayan Hamit Nişancı’nın kendini olduğundan daha güçlü göstermek için seçimlere yüklenmemesi etkili olsa da- % 30.5’e inmesi dikkat çekici. Kamuoyuna mal olan yolsuzluk dosyaları, halkın bazı kesimlerinde çözüm sürecine duyulan tepki, ülkenin her yanına sinmiş olan baskı ve korku iklimi, ekonomideki kötü gidişi de göz önüne aldığımızda, önümüzdeki seçimde de AKP’nin oylarındaki düşüş sürecektir diye değerlendiriyorum. Önümüzdeki seçimlerin bir nevi başkanlık referandumu olduğunu, bunun Cumhurbaşkanlığı seçiminin de gösterdiği üzere Tayyip Erdoğan’dan hazzetmeyen Seferihisarlılar nedeniyle AKP nezdinde dezavantaj olduğunu göz önüne almalıyız. İzmir ve İzmirliler için “Haşhaşilerin başkenti. CHP’li İzmirli gençlerin özgürlükten anladıkları, son derece açık giyinmek, kafaya çekmek, sabaha kadar eğlenmek. İzmir, boşanma oranı en yüksek il, neden acaba?” tabirlerini rahatlıkla kullanabilen AKP’lilere karşı İzmir genelinde bulunan geleneksel AKP karşıtlığın gitgide arttığını hepimiz görüyoruz. Üç dönem kuralı nedeniyle aday olmayan Binali Yıldırım’ın yokluğu nedeniyle İzmir genelinde oluşacak oy kaybını, HDP’nin barajı geçmesi için bu defa oyunu AKP’ye vermeyecek olan Kürt seçmenleri de hesaba kattığımızda; AKP’nin 2015 genel seçimlerinde Seferihisar’da % 30’dan daha fazla oy alamayacağını iddia ediyorum.

MHP’ye gelirsek; geçen genel seçimde ilçemizde alınan % 15.1’in -yurt genelinde olduğu gibi- çözüm süreci nedeniyle milliyetçi seçmenin AKP’den kaçışı ve yolsuzluklara tepki duyan muhafazakar seçmendeki MHP’ye yöneliş nedeniyle yükseleceğini tahmin ediyor ve % 17 civarı bir yüzdeye ulaşmalarını bekliyorum.

En son olarak HDP’yi ele alırsak; her ne kadar Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çatı adaydan memnuniyetsizlik duyan CHP seçmenlerinin katkısıyla Seferihisar’da % 6.2 oy alsalar ve HDP’nin barajı aşması için oy verecek sol seçmen belli bir oranda katkı yapacak olsa da, bu seçimde Tayyip Erdoğan’ın başkanlığını önlemek kaygısıyla tekrar CHP’ye dönecek seçmenler dolayısıyla yine % 6 civarında oy alabileceklerini tahmin ediyorum.

Peki sen kime vereceksin, biz “kendi kapımızın önünü süpürmek” için hangi partiye oy atmalıyız diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Ben yolsuzlukları ve hırsızlıkları gün yüzüne çıkmış, özgürlükleri askıya alan, ülkeyi git gide bir otokrasiye çeviren, hele bu seçimde yeterli çoğunluğa ulaştığı takdirde anayasayı değiştirmek suretiyle başkanlık sistemini getirerek Tayyip Erdoğan’ı seçilmiş bir tiran yapmayı hedefleyen AKP’nin en güçlü alternatifi olan CHP’ye oy vereceğim.

Cumhurbaşkanı’nın çarpıtmalarına aldanıp ta gelişmiş ülkelerin tamamına yakınında başkanlık sistemi olduğunu ve başkanlık sisteminin kalkınma ve istikrar için gerekli olduğu sanan arkadaşlara da son bir not; aşağıda ülkelerin gelişmişlik düzeyini gösteren Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik Endeksi’nin ilk ve son sırasındaki ülkeler ile bu ülkelerin yönetim biçimlerini veriyorum. Yaşayacağınız ülkeyi seçmek sizin elinizde olmayabilir ama; kendi kapınızın önünü süpürmek ve yaşadığınız ülkenin yönetim biçimine karar vermek sizin elinizde…

HEPSİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.